Levrek İhracatı

Bundan önceki günlerde alabalık ihracatı ve çipura ihracatı ile ilgili detaylı bilgiler içeren yazılar yayınlamıştım.

Söz konusu yazılarımı okuduğunuzda, alabalıklar için Avrupa Birliği’nin anti-damping vergisi uygulamaya koyduğunu, çipura ve levrek için de soruşturma başvurusu yapıldığını göreceksiniz.

Türkiye’nin kültür balıkçılığındaki en önemli 3 ürünü ile ilgili olarak yakalamış olduğu ihracat artışının AB tarafından bir nebze de olsa engellenmeye çalışıldığı görülmektedir.

Bugünkü yazımda, Türkiye’deki firmalar tarafından bol miktarda yetiştirilip, ihraç edilen bir diğer kültür balığı olan levreğin ihracatı üzerinde durmayı planlıyorum.

Tıpkı çipurada olduğu gibi, yazımın ilk bölümünde Tuik tarafından verilen istatistik rakamları ile oluşturacağım grafikler yardımı ile Türkiye’nin levrek ihracatını açıkladıktan sonra, ikinci bölümde levrek ihracat mevzuatı üzerinde duracağım.

Devam

Türkiye’nin Çipura İhracatı

Çipura, levrek ve alabalık Türkiye’nin kültür balıkçılığında (aquaculture, aqua farming) yetiştirmekte olduğu 3 önemli balık çeşididir.

Özellikle Muğla ve İzmir civarındaki denizlerde yer alan balık çiftliklerinde çipura ve levrek üretimi yaygındır. Alabalık ise yoğunlukla iç bölgelerdeki tatlı sularda konumlanmış balık çiftliklerinde üretilmektedir.

Son yıllarda önemli artış gösteren Türkiye su ürünleri ihracatı, temel olarak yukarıda adı geçen kültür balıklarına dayanmaktadır.

Bugünkü yazımda, Türkiye’nin yetiştirip ihraç etmekte olduğu 3 önemli kültür balığından birisi olan çipuranın ihracatı üzerinde duracağım.

Yazımın ilk bölümünde Türkiye’nin çipura ihracatına ait istatistikleri sizlerle paylaştıktan sonra, ilerleyen bölümlerde ise çipura ihracatı ile ilgili mevzuatta yer alan önemli bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Devam

Avrupa Birliği’ne Alabalık İhracatında Anti-Damping Vergisi

Danimarka Su Ürünleri Derneği’nin (Danish Aquaculture Association) Avrupa Birliği Komisyonu’na 2014 yılı içerisinde yapmış olduğu başvuruda, Türkiye menşeli alabalıkların (rainbow trout) sübvansiyonlu olarak üretilip ihraç edildiği, bu durumun da Avrupa Birliği ülkelerindeki alabalık üreticilerini zora soktuğunu belirtmiştir.

Avrupa Komisyonu, söz konusu başvuruda sunulan bilgilerin soruşturma açmak için yeterli olduğu sonucuna varmış, akabinde 15.Şubat.2014 tarihli yayını ile Türkiye’deki alabalık firmaları hakkında anti-damping soruşturması başlatmıştır.

Söz konusu soruşturma 2015 yılı başlarında tamamlanmış ve 27.Şubat.2015 tarihi itibari ile Avrupa Birliği’ne ihraç edilecek olan Türkiye menşeli alabalıklara %6,7 ila %9,5 oranlarında değişen telefi edici vergiler (countervailing duty) getirilmiştir.

Söz konusu anti-damping vergileri firmadan firmaya değişmekte olup, yazımın sonunda hangi firmanın AB’ye alabalık ihracatında ne kadarlık telafi edici vergi ödemesi gerektiğini bir tablo halinde bulabilirsiniz.

Yazımın hemen başında Türkiye’nin yapmış olduğu alabalık ihracatına göz attıktan sonra, sonuç bölümünde Avrupa Birliği’nin Türk malı alabalıklara uygulamaya başlamış olduğu anti-damping vergisi ile ilgili bilgileri sizinle paylaşmak niyetindeyim.

Devam

Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) ile Dahilde İşleme İzni (Dİİ) Arasındaki Farklar Nelerdir?

Türkiye Gümrük Mevzuatı çerçevesinde tanımlanan, ekonomik etkili bir Gümrük Rejimi olan Dahilde İşleme Rejimi kapsamında temel olarak iki çeşit izin sistemi bulunmaktadır.

Bunlar,

  • Dahilde İşleme İzni: Dİİ olarak kısaltılan dahilde işleme izni, ihraç amacıyla gümrük muafiyetli ithalata imkan sağlayan ve gümrük idaresince verilen izni tanımlamaktadır.
  • Dahilde İşleme İzin Belgesi: İhraç amacıyla gümrük muafiyetli ithalata ve/veya yurt içi alımlara imkan sağlayan ve Ekonomi Bakanlığınca düzenlenen belgeyi tanımlamaktadır.

Bugünkü yazımda, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında kullanılabilecek olan Dahilde İşleme İzin Belgesi ve Dahilde İşleme izni arasındaki farkları açıklamaya çalışacağım.

Devam

Dahilde İşleme Rejimi (DİR) Nedir?

Günümüz ekonomik sisteminde, hemen hemen tüm ülkeler Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) (WTO) üye olmuşlardır.

Dünya Ticaret Örgütü, uluslararası ticaretin önündeki engellerin olabildiğince azaltılması yoluyla Dünya ticaretini liberalleştirerek geliştirecek bir sistem üzerine çalışmakta, bu doğrultuda üyesi olduğu ülkelerin GATT olarak bilinen “Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması”‘na taraf olmasını şart koşmaktadır.

Dünya Ticaret Örgütü kuralları çerçevesinde işleyen küresel mal ve hizmet hareketleri ile buna bağlı olarak hareket eden küresel sermaye, ülkelere ihracata dayalı büyüme stratejisi içeren liberal politikaları dayatmaktadır.

Özellikle Türkiye gibi ağırlıklı olarak emek yoğun ürün ihracatı yapan ülkelerin, ihracatta rekabetçi olabilmelerinin en önemli yolu ham maddeye Dünya piyasası fiyatlarından ulaşabilmesinden geçmektedir.

İşte, Dahilde İşleme Rejimi, Türkiye’deki ihracatçı firmaların ham maddelere veya yarı mamüllere olabildiğince rekabetçi fiyatlardan erişimine olanak sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir sistemdir. DİR, sadece Türkiye tarafından değil, pek çok ülke tarafından da uygulanan bir sistemdir.

İngilizce’si “Inward Processing” veya “Inward Processing Regime” olan “Dahilde İşleme Rejimi” bugünkü yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Devam